Industrial Relations in Turkey

Social Dialogue matters

Türkiye sendikaları ve Wikileaks: “KESK’in her üyesini uyar, tutukla ve cezalandır”

Published on http://www.sendika.org

Belçika Leuven Universitesi’nden Stan De Spiegelaere Wikileaks belgelerinde Türkiye sendikal hareketi üzerine geçen yazışmaları inceledi ve analiz etti. Spiegelaere blogunda yayımladığı bu belgelerin özetini ve kısa bir değerlendirmesini içeren sunuş kısmını Sendika.Org için Türkçe’ye çevirdi. Spiegelaere’in çalışmasındaki alt başlıkların Türkçe çevirileri dizi halinde sendika.org’da yayımlanacak-Sendika.Org

Kasım 2010’da ortaya çıkan Wiki sızıntı haberleri ABD büyükelçilikleri ve konsolosluklarının Türkiye sendikaları hakkındaki fikirlerini anlamamız konusunda bize çok özel bir fırsat veriyor. Bu sızıntılar ilk olarak Türkiye isçi hareketinin ABD diplomatları tarafından nasıl algılandığına dair, ikincil olarak Türkiye sendikacılığının nasıl bir devlet baskısı altında olduğuna ve Türkiye’deki işçi-işveren ilişkilerindeki diğer sorunlara dair yeni bilgiler veriyor.

Hangi Türkiye isçi hareketi?
Yazışma sızıntılarına baktığımızda göze çarpan ilk şey bazı diplomatların Türkiye’de işçi-işveren ilişkilerindeki ana aktörler konusunda sınırlı bilgilere sahip oldukları. Bildiğimiz gibi üyelik sayısına ve toplu sözleşmedeki katılımına göre Türkiye’de altı büyük sendika konfederasyonu var; bunların üçü özel sektörde (Türk-İş, Hak-İş ve DİSK) ve diğer üçü kamu sektöründe (Kamu-Sen, Memur-Sen ve KESK) söz hakkı sahibidir. Buna rağmen, birçok yazışmada ABD diplomatları ‘üç’ büyük konfederasyona gönderme yapmakta ve Kamu-Sen, Memur-Sen ve Hak-İş’in varlığını görmezden gelmektedir.

ABD önyargıları; Türk sendikaları: muhafazakar ve yıkılmak üzere
ABD’nin birçok diplomatik yazışmalarında Türkiye sendikal hareketinden AB’ye giriş kapsamında, büyük bir grev sonrası veya ABD’yle olan diplomasideki yeni bir inisiyatif bağlamında bahsedildiğini görüyoruz. Bu sızıntılar Türkiye sendikal hareketinin ve büyük konfederasyonların ABD diplomatları tarafından nasıl algılandığı hakkında bize yeni bilgiler veriyor. Mart 2003 tarihli “Türk İsçi Hareketi: Statükoyu Koruma” (link) başlıklı ilk sızıntıda Türk işçi hareketinden var olan menfaatlerin korunması amacını taşıyan kurumlar olarak bahsedildiğini okuyoruz. Sendikalardaki bu ‘dinamizm eksikliğine’ sendika etkinliklerini yıldırmaya çalışan yönetmelikler ve hükümet politikaları sebep olarak gösteriliyor.

Yalnızca Hak-İş ve Türk-İş’in rolünü tartışan bir diplomat söyle bir yorumda bulunuyor: “Türkiye’nin büyük bir çoğunluğunda olduğu gibi, işçi hareketi de “bekleyelim ve görelim” modunda. İşçi örgütleri yeni programlar üretmek yerine, gelişen sorunlara nadiren yenilikçi bir yaklaşımla eğilmekle yetiniyor. Buna ek olarak işçi hareketlerinin ve diğer “STK’ların” devlet otoritelerine gösterdiği itaat Türkiye’deki işçi “hareketinin” “işçi” çıkarlarını korumak için gerekli olan dinamizmden yoksun olduğunu göstermektedir”.

2010 tarihli “Tekel Grevi: İşçi hareketinin son nefesi?” (link) başlıklı sızıntıda TEKEL davası ve bunun işçi hareketi ve AKP hükümetine olan etkileri tartışılıyor. Bu sızıntı haberine göre, TEKEL isçileri toplum desteği almıştı ve AKP hükümeti işçi karşıtı bir parti olarak algılanmamak için baskı altındaydı. Buna rağmen, Erdoğan yalnızca grev yapanları 1 Mart itibariyle dağıtacağını söyleyen bir ültimatom yayınlamakla ve sendika liderleriyle ‘görüşeceği’ sözünü vermekle yetindi. Ama bu haberde bunun işçi hareketi için ‘son nefes’ olacağına işaret eden hiçbir bilgi yok. Buna benzer, 25 Kasım 2009 tarihinde yapılan başarılı kamu grevinden bahseden yazışma “25 Kasım grevi hakkında karışık yorumlar” (link) başlığını taşıyor, fakat içerik bunun tersini işaret ediyor ve grevin ne kadar başarılı olduğunu, sendika hareketinin kamu sektöründe grev ve toplu sözleşme haklarını büyük ihtimalle kazanacaklarını söylüyor.

Sonuç olarak, Türkiye sendika hareketinin genel olarak muhafazakar, pasif ve sonu gelmiş olarak algılandığını söyleyebiliriz. Buna rağmen, bu algıların gerçeklikle esleştiğini bilmek zor, çünkü yazışma başlıkları yazışma içerikleriyle zaman zaman zıtlık gösteriyor.

Turkiye’deki sendikalaşma karşıtlığı ve KESK’e devlet baskısı
Birçok yazışmada Türkiye’den işçi örgütlenmesinin kolay olmadığı bir ülke olarak bahsedildiğini okuyoruz. Yönetmeliklerden kaynaklanan engellerin yanında, Türk devleti ve hükümeti Hak-İş’in ‘düşük düzey taciz’ adını verdiği hareketlerde bulunuyor ve örneğin mitinglerde ses veya video düzeninde bozukluklar çıkarıyor. Antalya’dan 2010 tarihinde yazılmış bir yazışmaya göre, işçiler ve sendika liderleri kamu ve özel sektör işverenleri tarafından işçi hareketine katılmamaları veya işçi hareketlerini kurmamaları konusunda sıklıkla tehdit görüyor. Ayrıca, kayıt dışı ekonominin büyük hacmi bazı sektörlerdeki zayıf sendikal harekete sebep olarak gösteriliyor.
Ocak 2010 tarihli ve “Sendikalaşma sayımı ertelendi” (link) başlıklı bir yazışma özellikle ilginç. Bu yazışma hükümetin sendikalaşmaya karşı verdiği gözdağı ve tehditleri konu alıyor. Buna göre, AKP hükümetinin resmi sendikalaşma oranları sayımını ertelemesi bazı kesimler tarafından şantaj olarak kabul ediliyor. Bu resmi rakamlar birçok işçi hareketi için çok önemli çünkü sendikaların müzakerelere katılım hakları bu rakamlara bağlı. Bu sayımın ertelenmesi sendikaların onayını bekleyen başka yönetmelikleri imzalamaları konusunda bir şantaj olarak düşünülebilir. Bunun yanında, bu rakamların yayınlanmasının ertelenmesi güçlü sendikalar için kazançlı olabilir çünkü onlar eski (abartılı) rakamları baz almaya devam edebilirler. Her halükarda, bu erteleme, AKP politikalarına Türk-İş ve Hak-İş’ten daha sert bir şekilde karsı çıkan küçük ama militan DİSK konfederasyonu için ekstra bir baskı oluşturuyor.

Kamu sektörü konfederasyonu KESK devlet ve hükümet tarafından işçi hareketini zayıflatmak için özellikle hedef olarak alınmış durumda. Wikileaks’ten iki sızıntı haberi KESK’in karşı karşıya kaldığı bu baskıyı örnekliyor. İlk olarak, 2002 tarihli bir gizli iletişim (link) haberi OHAL bölgelerinde KESK’e karşı organize şekilde sürdürülen baskıyı konu alıyor. Bu sızıntı bir OHAL valisinin diğer valilerle yaptığı ‘gizli iletişimin’ içeriğini gösteriyor. Burada OHAL valisinin “iş yavaşlaştırma ve iş durdurma eylemlerinde bulunan her KESK üyesini uyar, tutukla ve cezalandır” emrini verdiğini okuyoruz. Bu notta başka hiçbir sendikanın adı geçmiyor ve not KESK üyelerinin ve temsilcilerinin maruz kaldığı devlet baskısını gözler önüne seriyor. Yani KESK’in devletin idaresinden kesimler tarafından açıkça baskıya uğradığını görüyoruz. İkinci olarak, Eğitim-Sen’in kapatma davasına dair Aralık 2004 (link) tarihli bir sızıntıda bu KESK sendikasının tüzüğünde yer alan anadilde eğitim hakkını istedikleri için yargılandığından bahsediliyor. Ama sendika dava sonucu kapatılmadı.

Bu diplomatik yazışma sızıntıları ITUC’un işçi hakları raporlarında defalarca öne sürdüklerini doğruluyor: Türk devleti ve hükümeti sendikalaşma çabalarının önünü kesmeye çalışıyor. Özellikle solcu KESK ve DİSK konfederasyonları hedef olarak alınmış durumda, ama yine de dindar Hak-İş sendikaları da bu baskılardan paylarını alıyorlar.

Kazanç mı, kayıp mı? Hak-İş, Memur-Sen ve AKP hükümeti
Hak-İş ve Memur-Sen dindar, muhafazakar ve hükümet yanlısı olarak kabul edildikleri için bir yandan hükümetle olan ilişkileri, diğer yandan diğer sendika konfederasyonlarıyla olan ilişkileri zorlu ilerliyor. Bir yandan, bu konfederasyonlar hükümetle olan yakin ilişkilerinden gurur duyarlarken -ki Hak-İş genel başkanı kendisini Erdoğan’ın sırdaşı olarak tanımlamakta-, diğer yandan bu yakınlık Hak-İş ve Memur-Sen’in 4 Şubat 2010 grevinden desteklerini çekmelerine yol açmıştır.

Detaylı bilgi:
Bu sızıntı yazışmalarının tam listesi ve içerikleriyle ilgili açıklamalar için, şu linkleri takip edebilirsiniz:
• Türk-İş hakkındaki sızıntılar: (link)
• Hak-İş hakkındaki sızıntılar: (link)
• DISK hakkındaki sızıntılar: (link)
• Kamu-Sen hakkındaki sızıntılar: (link)
• Memur-Sen hakkındaki sızıntılar: (link)
• KESK hakkındaki sızıntılar: (link)

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on August 17, 2012 by in Uncategorized and tagged , .
%d bloggers like this: